İlk cümle son cümle değil
Yazıya başlarken aklımda bitmiş halinin sesi oluyor. Akıcı, net, fazla kelimesi olmayan bir metin. Sonra boş sayfaya bakıp ilk cümleden bütün bunları bekliyorum. Pek adil bir anlaşma sayılmaz.
Kendime koyduğum küçük kural şu: İlk taslağın işi güzel görünmek değil, ne demek istediğimi ortaya çıkarmak. Bazen madde madde yazıyorum, bazen birine anlatır gibi.
Notlar da işin bir parçası
Bir konuşmada duyduğum ifade, yolda dikkatimi çeken tabela ya da açıklayamadığım bir fikir. Hepsinin hemen içeriğe dönüşmesi gerekmiyor. Not almak, o ayrıntıyı sonradan yeniden düşünebilmek için bir alan açıyor.
Yazı tıkandığında yeni bir fikir zorlamak yerine bu notlara dönüyorum. Çoğu zaman aradığım cümleyi bulmuyorum ama konuya farklı bir yerden bakabiliyorum.
Biraz mesafe iyi geliyor
Taslağı kapatıp sonra yeniden okumak, bazı tekrarları daha görünür yapıyor. Yüksek sesle okuyunca da normalde kullanmayacağım kelimeleri yakalıyorum.
Benim için iyi bir metin, tek oturuşta yazılmış olmak zorunda değil. Yazmak kadar dönüp düzeltmek de işin bir parçası. Boş sayfayla anlaşmamız şimdilik böyle.